"İçkiyi
bırakmadığın sürece bu baş dönmelerinden kurtulamayacaksın."
"Yine
içmeme mi karışacaksın?"
"Haline
bakılırsa şarabın kokusu bile seni sarhoş etmeye yeter."
"Seviyorum."
"Neyi?"
"Şarap
içmeyi."
Çok küçük bir yalanı
Çok büyük bir orantıda
Dinlediniz mi..
"Herkesi
kandırabilirsin ama ben senin yalanlarına inanmıyorum."
"Haklısın,
birayı daha çok seviyorum. "
"Her
defasında kazandığın paraları eve giderken tekelde bırakmanın sebebini söyler
misin?"
"Şerefine."
"Birazdan
yine kalp çarpıntılarından şikayet edeceksin."
"Burada
kalmak zorunda değilsin."
"Gidersem
kime ağlayacak gözlerin?"
"Boşluğa."
Çok büyük bir yalanı
Çok yalın bir doğrultuda
Söylediniz mi..
"Senin
için üzülüyorum."
"Panjurları
kapat. İçeri tek bir ışık dahi girmesine tahammül edemiyorum."
"Bunu
yapamayacağımı biliyor olmalısın."
"Şurada
duran saati elime alıp televizyondan gelen kırmızı ışığa fırlatmak geçiyor
içimden."
"Tutan
yok."
"Saat
yadigâr."
"Neden
kolay yolu seçtin?"
"Midemi
bulandırıyorsun."
"Çok
seviyor gibi yapıp az önce kafana diktiğin sek şaraptır o mideni
bulandıran."
"Panjuru
kapatır mısın güneş gözümü ağrıtıyor."
Gecikmiş bir gizemi,
Birikmiş bir özlemi
Sakladınız mı..
"Neden
bu kadar çok içiyorsun?"
"Bunca
sene sonra mı aklına geldi bu soru?"
"Kolay
yolu sen seçtin öyle değil mi? Şaraptaki kan kırmızısına, biradaki köpüğe
sığındın."
"Bırak
bu Hayyam ayaklarını da bana dolaptan bir şişe daha getir. Elimdeki bitmek
üzere."
"Şarabı
ne zaman kadehte içmeyi öğreneceksin?"
"Kendimi
kimseye, hele sana beğendirmek gibi bir çabam yok."
"İkinci
şişeye başlarsan yine kalbini dinlemeye başlayacaksın."
"Ben
hep kalbimi dinlerim bilmiyor musun?"
"Çarpıntıdan
bahsediyorum."
"Dolapta
Pinot kaldı mı?"
"Bu
evde köpek bağlasan durmaz. Pislik içindesin. Güçsüz, çirkin ve sağlıksız
görünüyorsun."
"Bu
odada kaç kişiyiz?"
Gelmeyecek bir gideni,
Olmayacak bir nedeni
Beklediniz mi..
"Bencilsin,
odada yalnız olduğunu düşünmek istiyorsun."
"Zaten
öyle değil mi?"
''Kendi
kendini yalnızlığa hapsettin.''
''İnsanları
sevemedim. Onlar da beni. Aslında insanoğlu var olduğundan beri kimse kimseyi
sevmedi.''
''Büyük
laflar bunlar.''
''Büyük
oyunlar daha çok, tehlikeli oyunlar.''
Bir gerçeği erken,
Bir açlığı tokken
Anladınız mı..
''Oğuz
Atay'a mı taktın yine?''
''O
bana taktı. Esaretimin farkına varıp özgür kalmamı sağlıyor satırları.''
''Özgür
olduğunu mu düşünüyorsun?''
''Evet.
İçimden gelen her şeyi yapabiliyorum. Bak mesela şimdi, sabahın 10'unda kafama
şarap şişesini dikip güneşin altında karanlığı oynayabiliyorum.''
''Bu
özgür olduğun anlamına gelmez. Aksine bu, içkiye ve karanlığa mahkum olduğunun
göstergesi olur.''
''Bunlar
benim seçimlerim.''
''Senin
bu seçimleri iraden dışında almana sebep olacak bir şeyler olmuş olmalı. Bu da
senin özgür olmadığını kanıtlamaya yeter aslında.''
''Bu
şarabı beğenmedim. Damağımda ölmüş kuş tadı bıraktı.''
''Bir
an önce kendini toparlaman gerekiyor. Bak elalem yurtdışına kaçıyor. Senelerce
orada kalıyor. Kimsenin de aklına geri dönmek gelmiyor. Sen de öyle yap.''
''Yine
her yeni güne kusarak başla mı diyorsun bana? İntihar olur bu.''
Hep mi hep ölecekmiş gibi,
Hiç mi hiç ölmeyecekmiş gibi
Yaşadınız mı..
''Karanlıkta
oturup acı çekmektense, aydınlanıp acını dindirmeye çalışırsın belki.''
''Burada
bağımlılıklarım var.''
''Ne
gibi?''
''Her
savaşın ağır bilançoları olur.''
''Daha
açık olur musun?''
''Mücadele
ederken kaybettiklerim ve kazandıklarım. En önemlisi de bir beklediğim var.''
Yalanı sürmeye-sürmeye,
Yanlışı görmeye-görmeye
Saklandınız mı..
''Kim
o beklediğin?''
''Söylememe
gerek var mı?''
''Ya
gelmezse?''
''Gelicem
dedi. Gelmicem dese beklemezdim.''
Doğruluğun
yönünde,
Doğruların
önünde
Aklandınız
mı..
"Cam kırıkları gibidir bazen kelimeler; ağzına dolar insanın. Sussan acıtır, konuşsan kanatır." (Oğuz Atay)
YanıtlaSil