Sen gittiğinden beri ellerim titriyor. Tırnaklarımı köküne kadar yiyorum. Verdiği acı bazen haz veriyor. Parmaklarımı senden saklamam bundan.
Cezaevinde göz kontrolünden geçmek için eğildiğimde artık başımın ve çenemin de titrediğini biliyorum. Biraz erken oldu ama, oldu işte. Parkinson hastalarını gördüğümde artık üzülmüyorum.
Artık sütyen takmıyorum. Çünkü görüşe girmeye çabalayıp vücudumun her yerine dokunulması bende kendimce bir savunma mekanızması oluşturdu. Dışarıda bir alışveriş merkezine girerken bile ''sütyenin baleni var, ve birazdan cihaz ötecek'' korkusunu üzerimde taşımıyorum. Güvenlikten geçerken hiç geri çevrilmeme başarımı sürdürüyorum. Kendimi çırılçıplak hissediyorum. Çünkü ben artık çıplağım. ''Ne uğruna?'' diye sormak geçti birkaç kere içimden. Kalbimin çarpıntıdan patlayacağını hissedince kendime seninle ilgili sorular da sormayı bıraktım.
Sen yokken çok şey öğrendim. Fakat gelip bana sorsan ne olduklarını hatırlamıyorum.
Seni en son bir avuç gökyüzünün altında gördüğümden beri kimseyi üzmedim. Kimseyi hayal kırıklığına uğratmadım. Nice dostlar kaybettim, kaybettiğime de memnun oldum.
Dışarı çıkmak bana iyi gelmiyor. Yalnız bir deniz var işte. Ondan vazgeçemiyorum. Suyun altında balıklarla konuşuyorum. Bir gün benden sıkılacaklar diye korkuyorum. Bazen en derinliklere inip onlarla denizin içinden geçen güneş ışınlarını seyre dalıyoruz. Ölüme de yaşama da en yakın olduğum anlar onlar.
Yokluğunda farklı insanlar tanıdım. Öncesinde hayatı lojman ve okuldan ibaret sanırdım. Bir insanın bir insandan farklı olabileceğini bilemezdim. Sanırım askeri bölgede büyüyen çocuklar için en büyük dezavantaj bu. Fakat Doğu'da görev yapan babaların çocukları için durum farklı. Hayatın acı yönünü bizden daha erken tatmak zorunda bırakılıyorlar.
Sana her hafta mektup yazabilmek isterdim. İçeri girdiğinden beri görüş günlerinden sonra sen kokan çamaşırların içine sıkıştırdığın mektuplara bir satırlık bile olsa cevabım olabilmeliydi. Ama olmadı, yapamadım. Belki durumumuzu kabullenmek istemedim. Belki de yazacaklarımı beğenmemenden korktum.
Başını öne eğdirecek hiçbir şey yapmadım. İnsanları da hayatı da olduğu gibi kabullendim. Annemden güç aldım. Sen seyirlere gittiğinde de öyle yapardım. Hayatımda gördüğüm en güzel kadın, o. Aşk'ın ne demek olduğunu onunla öğrendim.
Ozan'ı kimseye anlatamadım. Veya kimse anlamak istemedi. 16'sında ölüp giden bir çocuk nasıl olur da kimsenin umrunda olmaz anlam veremedim. Sonra, yüzüğünün içinde Ozan yazan genç bir adam girdi hayatıma. Seneler önce sana bahsettiğim, ama yanına bir türlü yaklaşamadığım sarı saçlı genç adam. Şimdi onunla hayatım anlamlandı; ızdıraplar, suratıma eklediği gülücüklerle huzura dönüştü.
Senin seyre çıktığını varsayıyorum. Bir gün elbet yuvana geri döneceksin, biliyorum. Sen geldiğinde bir çok şeyi değişmiş bulacaksın, ama inan neyin değiştiğini ben artık bilmiyor olacağım.
Sen gelene kadar ben senin peşindeki dalgalarla boğuşmaya devam edeceğim. Fazla su yutarsam artık beni tutacak bir el var olduğunu da biliyorum.
Sen içeride hür olduğun sürece, benim dışarıda özgürlüğüme kimse el süremez. Ben göğüsümü gere gere ''Benim babam hapiste'' deyip, ''davamızı'' herkese anlatmaya devam edeceğim. Böylesine bir devirde eli güçlenenlere fiziksel olarak etkisiz hale getirilme mecburiyeti hissettirdiğin için bana çok büyük bir adamın kızı olduğumu bir kez daha hissettirdin. Seninle ne kadar övünsem, senden ne kadar bahsetsem az geliyor.
Bir gün beni de içeri alsalar, inan sırtım yere gelmez; bana ömrümün sonuna kadar yetecek gücü, ve mücadele ruhunu verdin tutulduğun yerden. Öylesine korkusuzum ki baba, bunu anlatmaya ne bir kitap yeter ne de başka bir dava.
Biz seninle aynı mahkeme salonunda başımızda iki silahlı jandarma beklerken ifade vermiş bir baba-kız olma şansına eriştik.
Düşünsene, benim çocuklarıma bırakacağım kocaman bir sandık dolusu hapishane mektuplarım, fotoğraflarım var!
Hiçbir şey yaşanmamış gibi, herşey yaşanmış gibi, sen orada benden uzak, ben burada sana yakın, hürriyeti iliklerimize kadar hissederek yaşamaya devam...
Seni seviyorum.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder