18 Ocak 2015 Pazar

Bir Adam Düştü Galata Kulesi'nden




19'uncu yüzyıldan kalma bir meyhanede doğurmuş babam beni; gözümü açar açmaz yuvarlanıvermişim kırık bir rakı bardağına. Buz atmışlar üzerime lezzet katsın diye, ve kana kana içmiş sakallı adamlar bir masadaki gazetenin üstünde.

Aranızdaki haydut benim, geceleri inleyen benim sesim. 

Deniz görmemiş benim babam; ve öpmemiş bir kızı Çamlıca tepesinde. Avlusundaki su birikintisinde, taş sektirmişliği var birkaç kere.

Ayak izlerim yoktur benim, Galata'ya çıkar rüyanıza girerim.
Sustuğunuz gecelerden bir vakit belki, kabus olmaktan vazgeçerim.

Martıların seslendiği şehirde, çarpan poyraz gibi şimdi yüzlerde; siz de seziyor olmalısınız kıskançlığı, kılcal damarlarınızdaki kesikte.

Doyumsuzluğunuzu nasıl alırdınız,
Anasona kurabiye banar mıydınız?

An'lardan anı yaparken can yakan hicazcılar, Galata Kulesi'nden bakmayı bildi mi bu şehre; ve Vedat'ın ölümünden ne kaldı bize, Ümit Yaşar'ın yazdığı son şiirde?

Galata'dan bırakırken kendimi
- aklımda bir tek annemin düşüncesi-

Ölmek yasak mıydı kadere bağlı geçip giden bir nefese? On yedi buz da eridiğine göre, dönüyorum ben de geldiğim yere.


(Ümit Yaşar Oğuzcan'ın Oğlu Vedat Oğuzcan'ın Anısına)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder