Pazar Postası Dergisi'nin 27 Ocak 1957 tarihli söyleşisinde
Edip Cansever'e: ''İkinci Yeni diye adlandırabileceğimiz şiiri, toplum
sorunları açısından değerlendirenler ona ''faydasız şiir'' diyorlar. Bu şiir
sizce faydasız mıdır? Faydalı ise bunu nasıl açıklarsınız?'' sorusu
yöneltilmiştir.
''Sorunuzu yanıtlamaya geçmeden önce, şu ''İkinci Yeni''
deyimini daha bir aydınlığa çıkarmak gerekiyor. Bu konuda konuşan, hatta tek
başında konuşan M. Erdost. Yazdığı yazılarla ''İkinci Yeni''nin tutumunu, çıkış
noktalarını tanımlamaya çalışıyor. Sözlerinin özeti şu olsa gerek: Ozan diyor,
bir duyguya, bir düşünceye, bir konuya bağlanmaksızın kelimeler arasındaki
olanakları deneyerek yeni bileşkelere varmalı. Modern resim, modern yontu,
nakış, insana bir şeyler söylüyor mu? Hayır. O halde şiir de bu yolu tutmalı
işte. Şiirin değeri okuyucunun çağrışım gücüne bağlı olmalı.
''Kendi izlenimlerime dayanarak söylüyorum, bizde ya çok iyi şiir okuyucusu var (ki sayıları çok az) ya da hiç yok. Türk halkının okuma yazma sorununun çözülmesi yanında, hiç değilse ortalama bir kültür düzeyinden geçmesini beklemek gerekir ki, bu da bu düzende olabilecek işlerden değil.
''Kendi izlenimlerime dayanarak söylüyorum, bizde ya çok iyi şiir okuyucusu var (ki sayıları çok az) ya da hiç yok. Türk halkının okuma yazma sorununun çözülmesi yanında, hiç değilse ortalama bir kültür düzeyinden geçmesini beklemek gerekir ki, bu da bu düzende olabilecek işlerden değil.
Ben bu sözlerin tartışmasına girecek değilim. Şu var ki,
''İkinci Yeni''yi güden ilkeler bunlarsa, örnek diye gösterilen şiirlerin de
topluma bir fayda sağlayacağına inanmıyorum.''
Milliyet Sanat Dergisi'nin 5 Ocak 1973 günü çıkan sayısında,
Cansever'e en beğendiği şairler sorulmuştur:
''En beğendikleriniz'' yerine, isterseniz ''en çok
sevdikleriniz'' diyelim. İnsan belli bir yaştan sonra ister istemez sınırlandırıyor
kendini. Onca iyi şair arasında birkaçı mutlu kılıyor sizi. Bu öteki sanat
türlerinde de böyle. Ahmet Muhip Dıranas, Behçet Necatigil, Turgut Uyar, Cemal
Süreya her zaman aradığım şairler...
''İkinci Yeni'' diye adlandırılan Turgut Uyar'la Cemal
Süreya, şiirimize yepyeni boyutlar , yepyeni olanaklar getirmişler, yeni kuşak
şairlerini etkiledikleri kadar, bir önceki kuşaktan kimi şairlere de katkıda
bulunmuşlardır. Bu da olağan sayılmalıdır. Nitekim, Cahit Sıtkı da ''Garip''
akımından yararlanması, şiirine yeni değerler katmasını bilmiştir. Ahmet Muhip
Dıranas, Batı şiirinden özümsedikleriyle ''modern'' şiirin babasıdır bence.
Behçet Necatigil, küçük yaşantılarını büyük bir alanda sergilemiş, her kattan
insanın, duygularının bir ötesine geçmesini sağlayacak kadar inceltebilmiştir
şiirini. ''Kareler'' ve benzeri şiirleriyle, şiirini ''insansızlaştırma''
çabasından vazgeçemiyor son yıllarda.''
Haziran 1973 tarihinde Yeditepe Dergisi, Cansever'e Kemal
Tahir üzerine düşünceleri sormuş, cevap olarak bu satırlara yer vermiştir:
''Ölen bir sanatçı olunca konuşmak güç. Kemal Tahir elbette
seçkin bir sanatçıydı. Çok genel bir yargıyla ''entelektüalizm''in
öncülerindendi. Fikir yapısı, vardığı sentez, sürekli tartışma konusu olmuştur.
Çok üzüldüm, demek yetersiz kalıyor.''
Son olarak, Cumhuriyet Mecmuası'nın (13 Eylül 1975)
yönelttiği soru ve Cansever'in cevabı, hiç kuşkusuz günümüz için de
geçerliliğini koruyup, dikkate alınmalıdır: ''Şiir bizde okuyucusu bulunduğu
kanısında mısınız? Okullarımızdaki edebiyat eğitimi bir şiir beğenisi
oluşturmakta yeterli midir?'' sorusu üzerine:
Okullarımızdaki edebiyat eğitiminin bir şiir beğenisi
oluşturması şurada dursun, kafalara Divan şiirini ya da bir takım kötü
örnekleri doldura doldura (gerçekte doldurmaya doldurmaya), lise öğrenimini
tamamlamış öğrencileri şiirden nefret ettiriyorlar.''
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder